“Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp tekrar bize döneceği bir dağdır.” 

Dünya üzerinde ailemize ve cevremize yasattigimiz her şey, bize bir şekilde mutlaka geri döner.
 Fizikteki "Etki-Tepki"yasası ve  evrensel olarak "ilahi adalet"baska  bir ifadesidir. Bu yasam etkisi modeli tamamen verdigimiz etkimizin niyetine ve titreşimine bağlı. Adalet yasasi dedigimiz ve bilim ile onaylanmis bu yasa, aklımızın sınırlarıyla ifadelendirilemeyecek kadar hassas. 

 Yaydığımız her titreşim kâinatta bir yere çarpacak ve bizlere geri dönecek. Ne verdiysek, onu alacağız. Tasavvuf anlayışı, insanı kâinatın özü, özeti, küçük bir timsali olarak görür. Bu anlayışın özü elbette ki ortak akla aittir ve zaman-mekân farketmeksizin pek çok kültürde bu özü tatmak mümkündür, çünkü hepimiz özümüzde biriz. Kâinat makrokozmos, insan ise mikrokozmostur ve ikisinin öz olarak birbirinden farkı yoktur. İçimizde filizlendirdiğimiz her tohum, çevremizde hasat etmemiz için bizi bekleyen ekinlere dönüşüyor.
 Bu durum çevremizin sosyal-kültürel-manevi koşullarını da etkiliyor. Hâl böyleyken, davranışları ve sözleri geçtim, ilk ve öncelikli olarak düşüncelerimize ve niyetlerimize azami ölçüde dikkat etmemiz gerekiyor. Düşüncelerimizi ve niyetlerimizi berraklaştırdığımızda, sözlerimiz ve davranışlarımız da aynı oranda saflaşır.

Mevlananin baska bir sözü diyorki,

“Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.” 

-Mevlana

Druckversion | Sitemap
© www.nilayacikel.com

E-Mail